Doksanlık Baba John Perry, Karısı Jane Sagan , ondan bir kaç yaş büyük kızları Zoe ve Zoe’i korumakla görevli iki adet obin. Perry el attığı her işte başarılı olmaya devam ediyor. Roman Perry’nin ağzından anlatıyor. Çoğu zaman, olayları anlamak için önceki iki kitapdan bilgilere ihtiyaç var. Kitabı okurken bütün saçmalıkların 3. Kitapla birlikte bende kabul gördüğünü hissettim.John Perry nin başarılı bir asker, komutan, yönetici olması haricinde çok iyi bir politikacı olduğu da ortaya çıkıyor. Her ne pahasına olursa olsun, 2500-3000 kişilik koloninin yaşamına devam etmesi için mücadele veriyor. Kızı Zoe ise olgun, akıllı ve çok erken yaşta birey olmuş bir karakter. Kendi kararlarını kendisi veriyor ve John Scalzi’nin yeni hikayelerinin kahmanı olmaya aday. İkinci kitabın baş karakteri Jane Sagan, bu kitapta biraz daha geri planda dursa da, bir insana göre çok üstün özellikleriyle yine çok etkin.
31 Mart 2013 Pazar
27 Şubat 2013 Çarşamba
Şemspare – Elif Şafak
Kitap,
Elif Şafak’ın köşe yazılarından oluşuyor, yazılar M.K. Perker’in güzel
çizimleriyle desteklenmiş. Bazılarını Habertürk gazetesinde okumuştum.
Elif Şafak, görüşleri açısından sevmediğim ama kitaplarını, köşe
yazılarını çok sevdiğim bir yazardır. Yazılarını okudukça keyif alırım.
Akıcı anlatımı ve verdiği güzel örneklerle büyüleyici bir dili var.
Yazılarını okurken sizi anlattığı konu hakkında düşünmeye iten bir
tarzı var.
Kitaptan bir alıntı;
Andersen
diyor ki, öyleyse hepimizin her gün en az yarım saat beyin egzersizi
yapmamız lazım. Aynı zamanda roman okumaya, seçici olmak kaydıyla film
seyretmeye, meditasyon yapmaya/tefekküre dalmaya ve hayal gücünüzü bol
bol çalıştırmaya önem verin. Beyin dediğimiz bir kastır. Kullandıkça
gelişir. Kullanılmazsa durağanlaşır. Sorgulamayan, düşünmeyen, okumayan
beyin yerinde sayar. Kendi potansiyelinin ancak binde birini açığa
çıkarabilir.
Sonuç : Okumalıyız. Toplum olarak en büyük eksiğimiz okumak.
8 Şubat 2013 Cuma
Şahidin Gözleri - Agatha Christie
Şahidin Gözleri - Agatha Christie
Kitap yine her zaman olduğu gibi bir Agatha klasiği. 2 yıl önce işlenmiş bir cinayetin gerçek katilini bulmak için uğraşan idealist doktor Arthur Calgary.
Calgary vicdan azabı çekiyor, kendisi yüzünden masum bir kişinin ceza çekip, hak etmediği biçimde öldüğünü düşünüyor.
Katil olduğu sanılarak cezaevine konulan ve burada ölen kişinin şaşırtıcı bir ailesi var. Herkes birbirinden farklı, sebeplerini kitap ilerledikçe öğreniyoruz.
O dönemi anlatması ve karakter analizleriyle yine çok başarılı bir kitap, fakat finali bir masal kitabı gibi olmuş.
Kitabı bana hediye eden Serkan Özer‘e teşekkür ederim.
Serkan Özer'in Blog adresi : serkanozer73.wordpress.com
21 Aralık 2012 Cuma
Hayalet Tugay - John Scalzi
Böylesine basit, uçuk bir konuyla başlayıp, savaşları ve sistemi sorgulayan, kafanızda soru işaretleri oluşturan bir kitap. Serinin ilk kitabının finalinde çok güzel bir aşk hikayesi vardı.
Söylediğim gibi kitaptaki saçmalıkları kabul ettikten sonra olaylar kendi içersinde tutarlı hale geliyor.
Yapay olarak, genetik bir örnekten yaratılan KSG askeri Jared, kısa süre de birey olmak için gerekli aşamaları kaydediyor.Fakat hüzünlü hikayesi, yaşadığı kimlik karmaşası bunun yanında tercihleriyle bizi üzüyor.
Bu kitabı okuyacak olanlar büyük beklentiye girmesinler. Genel olarak ilk kitapla pek bir bağlantısı olmasa da, zaman zaman bazı olaylarda ilk kitabın baş karakteri John Perry 'den bahsediyor. Bu nedenle ilk kitabı okumak, diğer ırklar hakkında bilgiler ve bağlantıları kurmak için faydalı olur. Sıra geldi serinin 3. kitabına.
https://quillbot.com/ai-chat sitesinde kitap hakkında yorum aşağıdaki gibidir.
John Scalzi'nin "Hayalet Tugay" İncelemesi
John Scalzi'nin "Hayalet Tugay"ı ("Hayalet Tugaylar"), okuyucuyu askeri teknoloji ve insan bilincinin sürükleyici ve çoğu zaman rahatsız edici bir şekilde birleştiği bir geleceğe sürükleyen bir bilim kurgu romanıdır. Scalzi'nin beğeni toplayan ilk romanı "Yaşlı Adamın Savaşı"nın devamı niteliğindeki bu kitap, ilgi çekici önermesi ve keskin anlatımıyla öne çıkarak tür içinde kayda değer bir eser haline getirir.
Romanın temel gücü, Scalzi'nin yaratıcı dünya inşasında ve kimlik ve ahlakı zekice keşfetmesinde yatar. Hikâye, sıradan insanlardan daha hızlı, daha akıllı ve daha ölümcül olmak üzere tasarlanmış, ölü gönüllülerin DNA'sından yaratılmış elit askerler olan Hayalet Tugayları etrafında döner. Bu kavram, bedeniniz yapay olarak yaratıldığında ve bilinciniz önceden var olan anılar ile tasarlanmış bir amacın karışımı olduğunda insan olmanın ne anlama geldiğine dair büyüleyici soruları gündeme getirir.
Scalzi'nin anlatımı hem anlaşılır hem de ilgi çekici; karmaşık bilimsel fikirleri aşırı basitleştirmeden sindirilebilir kılıyor. Tempo, aksiyon dolu sahneler ve daha içe dönük anlar arasında bir denge kurarak okuyucunun, aksi takdirde sıradan askeri makineler gibi görünebilecek karakterlerle duygusal bir bağ kurmasını sağlıyor. Kahramanın iç çatışmaları ve öz farkındalık mücadelesi, tipik askeri bilimkurgu eserlerinin ötesinde bir derinlik ve nüans katıyor.
Bununla birlikte, bazı okuyucular olay örgüsünü zaman zaman tahmin edilebilir bulabilir; ihanet, siyasi entrika ve yıldızlar arası savaş gibi bilindik klişelere dayanıyor. Ancak Scalzi'nin ustaca karakter gelişimi ve esprili diyalogları, bu anları genellikle kurtararak hikaye boyunca bir tazelik ve gerilim duygusu sağlıyor.
Sonuç olarak, "Hayalet Tugay" heyecan verici bir bilimkurgu macerasından daha fazlasını sunuyor; teknolojik zaferler ve ahlaki ikilemlerle şekillenen bir gelecekte kimlik, etik ve savaşın bedeli üzerine düşünmeye davet ediyor. Zeki, aksiyon odaklı bilim kurgu hayranları, özellikle de insanlığın sınırlarını zorlayan hikayeleri sevenler için sürükleyici bir okuma. Felsefe ve askeri gerilimin harmanlandığı, düşündürücü ama bir o kadar da hızlı ilerleyen anlatılardan hoşlanıyorsanız, Scalzi'nin buradaki eseri muhtemelen iştahınızı kabartacaktır.
Bu romanı bitirdikten sonra, insanlığın hayatta kalma arayışında ne kadar ileri gidebileceğini ve teknolojinin nihayetinde özümüzü yeniden tanımlayıp tanımlamayacağını merak edebilirsiniz. "Hayalet Tugay", sayfaları çevirten bir hikâyeyle sarmalanmış, bu sohbet için düşündürücü bir başlangıç noktası.
Güvercinler Arasında Bir Kedi - Agatha Christie
Basit bir konusu var. Kısa zamanda okunabilecek bir kitap. Kitabın final bölümlerinde Hercule Poirot hikayeye dahil oluyor. Bu ana kadar polis cinayetler karşısında çok çaresiz, küçük bir kızın yapabildiği kadar bile yorum yapamıyorlar.
Kitabın finali, geneline göre çok başarılı olmasına rağmen, kitabı Agatha Christie yazmamış gibi hissettim. Fakat genel olarak konu yine de Cristie'nin tarzına uygun, kitabın son bölümlerinde herkesin bir oda da toplanıp, gerçeklerle yüzleşmesi ve hırslı kişilerin hedefleri doğrultusunda yapabilecekleri insanı ürkütüyor. Bir başka ayrıntı ise; İngiltere o dönemde bile bankacılık sisteminin oturmuş olduğudur. Değerli madenleri hemen bir bankaya götürüp bir çeşit kaydileştiriyorlar. Bu da sistemin bizden ne kadar ileride ve sağlıklı olarak geliştiğini gösteriyor.
28 Eylül 2012 Cuma
Zaman Çarkı - Ken Grimwood
Kitabı okurken bu yazar zaman kavramıyla kafayı bozmuş diyorsunuz. Özellikle benim gibi yazarın diğer kitapları sil baştan ve kayboluş kitaplarını okuduysanız.
Kromozomları bozulan ve sonsuz yaşamı süren, bu süreçte bütün sevdiklerinin bir bir ölümüne şahit olan kadının hikayesi. Bu sorunun sebebi biraz açıklanmaya çalışılsa da , çok mantıklı bir açıklaması yok. Elise aslında çok mutsuz, sevdikleri çevresinde yaşlanıp ölürken sürekli seyahat etmek zorunda ve kitabın sonu böyle değil ama bir süre sonra ölmek isteyecek gibi.
22 Eylül 2012 Cumartesi
Çarın Laneti - Jasper Kent
Danilov beşlemesinin üçüncü kitabı.
Serinin bu bölümde Aleksey Danilov’un çocukları sahne alıyor. Fakat Yudin’den yine kurtuluş yok, yine çok etkin, yine çok sinsi planları var.
Kitapta bölümler ilerledikçe Tamara’nın başına gelen talihsizlikleri yavaş yavaş öğreniyoruz ve üzülüyor. Şanssız bir insan olduğu gibi yakınlarının ölümünü peşi sıra görüyor. Yaşayan oğlunun başka bir aileye verilmesine de engel olamamış.
Dimitry ise cinsel tercihleri ve seçtiği yol olarak babasını hayal kırıklığına uğratabilecek bir karakter. Tam bir aptal aşık. Yanlış kişiye aşık olma konusunda babasına benzemiş olsa da, zeka olarak babasının çok gerisinde.
Rus tarihi de verilen kitap, aslında çok güzel bir anlatım diline sahip, bunun yanında üç kitap sonunda vampir(vurdalak) uzmanı oluyorsunuz. Yazarın ikna yeteneği çok iyi , kitap bittiğinde vampirlerin var olan yaratıklar olduğuna inanıyorsunuz.
Jasper Kent umarım kısa sürede 4. Kitabı yazar ve bu kitap Can Yayınları tarafından Türkçeye çevrilip, basılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


