Albert Camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Albert Camus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2024 Cumartesi

Düşüş - Albert Camus

 Roman, Amsterdam'da geçiyor, Jean-Baptiste Clamence, geçmişte Paris'te ünlü bir savunma avukatıymış. Geçmişini bir yabancıya anlatıyor, insanın gün içinde yaşadığı anlamlı olmayan dünyaya dair temaları ele alıyor. Hayatının anlamını ararken kendi düşüşünü ve insanların yozlaşmasını absürdizmle dile getiriyor. 

Copilot tarafında çizilen Düşüş kitabı hakkında resim.




Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır. 


Düşüş e-Kitap Açıklaması

Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca "Sisifos Söyleni" ve "Başkaldıran İnsan"la da alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır. "Yabancı" (1942), "Veba" (1947) ve "Düşüş"se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok "Düşüş"ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. "Düşüş"ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek






6 Ağustos 2016 Cumartesi

Yabancı - Albert Camus

     
       Romanın teması; bir bireyin kendisine, topluma yabancılaşmasıdır. Adını da buradan alıyor. Kahramanımız için hiçbir şeyin önemi yoktur. Herşey saçmadır. Absürt bir hikaye. Dünya umurunda olmayan, soğuk kanlı, duygusuz, annesinin ölümünden etkilenmeyen, kahramınımızın sadece soyadı var. Annesinin ölümününden etkilenmemesi karşısında yapılan eleştirilere verdiği yanıt
"Annemi elbette çok severdim; ama bu bir şey ifade etmezdi ki. Sağlıklı bütün insanlar, sevdiklerinin ölümünü az çok arzu etmiştir." Bu düşünce tarzını anlamak mümkün değil. Bunun haricinde, hikayenin finali moralimi bozdu. Kitabın kahramını hikayenin sonunda bütün yaşadıklarını sorguluyor.

        Kitabın dili sade ve okunabilirliği yüksek ama Nobel Edebiyat ödülü alacak ne özelliği var onu anlayamadım. Albert Camus, varoluşçuluk ve absürdizm akımının öncülerinden sayılıyor, kitap bu özellikleri taşıyor.

Aşağıdaki bilgiler www.dr.com.tr den alıntıdır.



"Albert Camus"nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan "Yabancı", aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir "varlık"ın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi "Meursault", bir simge kahraman değildir, "adı" olmayan bir "Yabancı"dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. "Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir," der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.


İnce Kapak: 

Sayfa Sayısı: 119

Baskı Yılı: 2016


e-Kitap: 

Sayfa Sayısı: 90

Baskı Yılı: 1996


Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları