14 Eylül 2020 Pazartesi

Görünmez Koleksiyon/Unutulmuş Düşler/ Karda - Stefan Zweig

Birbirinden güzel üç hikayeden oluşmuş bir kitap. Aynı gün başlayıp bitirmek istiyorsanız, kitabınızı buldunuz. 

Görünmez Koleksiyon 

Bir koleksiyoncu olarak beni farklı biçimde etkiledi. Elimde pul ve para koleksiyonu var, 60 yıldan eski ama para etmediğini geçen yıl öğrendim. Para etmesiz için belli kriterleri sağlaması gerekiyor. Benim koleksiyonum görünmez değil ama değersiz. Hikayede anlatılan yıllarda Almanya'daki yüksek enflasyon o kadar büyük boyutlarda ki, paralar tek yüzlü basılıyor ve sokaklar paralarla dolu, çünkü parayı elinize aldığınız gün değeri düşmüş, kısa süre sonra ise hiçbir değeri kalmıyor. Hayal etmek zor ama bu konuda iktisat tarihinde o kadar ilginç hikayeler var ki, bazıları inandırcılıktan uzak geliyor. 


Unutulmuş Düşler

Geçmişte aşk yaşamış ama farklı tercihler sonucu ayrı düşmüş bir çiftin tekrar karşılaşmasını anlatıyor.


Karda

Hüzünlü bir hikaye, savaşın ne denli kötü ve ne kadar acımasız olduğunu anlatıyor. 


Aşağıdaki fotoğraf ve tanıtım bülteni www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır.



  Bu adamların aç gözlülüğüne karşı koymak imkansız. Dün gece dükkanıma şöyle bir baktığımda gerçek değeri olan o kadar az şey kalmıştı ki her an kepenkleri kapatabilirim. Babam ve büyükbabamdan kalan iyi bir iş yapıyordum ama dükkan çer çöple doluydu. 1914'ten önce bir işportacı bile bunları tezgahına koymaya utanırdı.
  
  Unutulmuş Düşler
  
  Pozisyonunu hiç değiştirmeden baktı, sıcak gün ışığının göz kamaştıran nehri altına uzanan ve fosforlu gözlerle yeni gelenin kim olduğuna ilgisizce bakan bir kediye benziyordu. Ayak sesleri hızla yakına geldi ve üniformalı bir uşak kadının önünde durup ona bir kartvizit uzattı, sonra beklemek için biraz geri çekildi.
  
  Karda
  
  Karanlık çöküyor. Caddelerdeki telaş ve koşturmaca, işleriyle haşır neşir insan kalabalığının oradan oraya koşturması çok uzaklardan gelen ve sadece ritmik, monoton akşam vaktini bildiren kilise çanlarıyla bozulan bir ses uğultusuna dönüşüp yavaş yavaş ölüyor. Günün teşalı gözlerinden uyku akan işçiler için bitiyor, ışıklar azalıyor ve giderek seyrekleşiyor, en sonunda da tamamen sönüyor. Şehir hemen uykuya dalan yalnız, güçlü bir yaratık gibi uzanıyor

(Tanıtım Bülteninden)

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Ebat : 13,5 x 21

İlk Baskı Yılı : 2017

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe



13 Eylül 2020 Pazar

Sessiz Ev - Orhan Pamuk

Orhan Pamuk bir röportajında bütün kitaplarının aslında birbirine bağlı, birbiriyle ilişkili olduğunu söylemişti. Sessiz Ev kitabı, ilk kitabı olan Cevdet Bey ve Oğulları kitabından sonra yazdığı ikinci kitap, 11. bölümde bahsedilen "savaş sonrası zengin olan ışıkcı Cevdet", bir önceki kitabın baş karakteridir. Kitap depresif bir biçimde başlayıp, okuru çok üzecek şekilde bitiyor. Okurken sürekli olarak vakitsiz ölenleri sorgulayan bir yaklaşım var, bunun sonucu olarak yaratıcı yok şeklinde yorumlar, bilim ile dinin birlikte olamayacağının sık sık vurgulanması kitabın ilginç yönlerinden biri. Diğer bir konu ise; aslında inanan kişilerin bile inaçlarını sorgulamaktan korktukları için inanmaya devam ettiklerini söylemesi. 


Aşağıdaki fotoğraf ve tanıtım bülteni www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır. 




Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 1983 yılında yayımlanan ikinci eseri Sessiz Ev, üç kardeşin babaannelerini ziyaret etmek üzere İstanbul’daki Cennethisar kasabasında geçirdikleri bir haftayı konu edinmektedir.


Orhan Pamuk, Sessiz Ev kitabını 32 bölüm halinde kurgulamıştır. Her bölüm farklı karakterlerin gözünden anlatılmaktadır. Romandaki zamanın, 12 Eylül 1980’de yaşanan askerî darbeden kısa bir süre önce geçmesi nedeniyle darbeden önceki siyasî ve toplumsal gerginlikler romanda derinden hissedilmektedir. 


Sayfa Sayısı: 304

Baskı Yılı: 2016


Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

İlk Baskı Yılı : 2014

Dil : Türkçe






20 Haziran 2020 Cumartesi

Defterimden Portreler - İlber Ortaylı

Tarihte önemli karakterler hakkında kısa makalelerden oluşmuş bir kitap. İlginç bilgiler içeren detaylar var. Edebiyat yönüyle değil, tarih kitabı olarak okunması gerekiyor. Eğer kitabı almadıysanız, Milliyet gazetesinin arşivinde, kitapta yer alan bütün makaleler var.

Aşağıdaki fotoğraf ve tanıtım bülteni www.dr.com.tr adresinden alınmıştır.




Türkiye'nin önde gelen tarihçilerinden İlber Ortaylı bu sefer defterini okurlarıyla paylaşıyor. Okuduklarını, tanıdıklarını, hocalarını kendi gözünden anlatıyor. Tarihe yön veren kişiler, günümüzün tanınan, tartışılan, konuşulan isimleri Ortaylı'nın kaleminden yeniden canlanıyor.
Defterimden Portreler’in ilk bölümü dünya tarihinin büyük tarihi şahsiyetlerini bir araya getiriyor. Bu şahsiyetler arasında imparatorlar, alimler, müzisyenler, şairler, mimarlar, padişahlar ve askerler yer alıyor: Julius Sezar, İmparator Augustus, Büyük Konstantin, Sultan Alparslan, İbn-i Haldun, Fatih Sultan Mehmed, Emir Timur, Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail, Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan, Prens Eugen, Beethoven, Şair Puşkin, Lev Tolstoy, II. Abdülhamid, Gazi Osman Paşa ve Enver Paşa...
Defterimden Portreler’in ikinci bölümünde çağdaş Türkiye'den portreler yer alıyor. Özellikle burada ismi geçen simaların birçoğunun İlber Ortaylı tarafından bizzat tanındığı düşünüldüğünde, tüm okuyucular için ortaya son derece duygusal ve oldukça samimi sayfalar çıkıyor. Bu isimlerden bazıları şöyle: Osman Ertuğrul Efendi, Neslişah Sultan, İhsan Doğramacı, Semiha Berksoy, Bülent Ecevit, Nejat Göyünç, Oktay Aslanapa, Halil İnalcık, Süreyya Faruki, Recep Yazıcıoğlu, Andreas Tietze, Cemil Meriç, Yılmaz Öztuna, Mübahat S. Kütükoğlu, İsmail Cem, Mübeccel Belik Kıray, İrene Melikoff, Füsun Akatlı, Muhibbe Darga, Hasan Celal Güzel, Semavi Eyice...
Defterimden Portreler, dünyanın ve ülkemizin en önemli şahsiyetleri arasında dolaşmak, onlarla tanışmak ve en önemlisi de onları anlamak isteyenler için sıra dışı bir kitap olma özelliği taşıyor.

(Tanıtım Bülteninden)


Hamur Tipi : 1. Hamur
Ebat : 13,5 x 21
İlk Baskı Yılı : 2018
Baskı Sayısı : 1. Basım

11 Haziran 2020 Perşembe

İnsan Neyle Yaşar? - L.N. TOLSTOY

Kitap, 6 farklı kısa hikayeden oluşuyor
1-) İnsan Neyle Yaşar?
2-) Kıvılcımı Söndürmeyen Ateşi Zapt Edemez
3-) Mum
4-) Kızlar Büyüklerden Akıllı
5-) İnsana Çok Toprak Gerekir Mi?
6-) İlyas

Hikayeler inanç, sevgi, adalet, ahlak üzerine öğütler veriyor. Sanki dini bir kitap okumuş gibi hissettim. Halinden memnun, şikayet etmeyen bireylerden oluşan bir toplum olunması için, caydırıcı sonlar içeren hikayeler. Tepkisiz toplumlar oluşturmak için kurgulanmış gibi.Bence hikayelerin okumaya değmez ama ilginç bir tarzı var, okuyorsunuz.

Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır. 



Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Kreutzer Sonat ve Diriliş'in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. Bu dönemde yazdığı öykülerde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurgu içinde ele aldı. Tolstoy, insan sevgisi ve inanç konularını ustalığının bütün inceliğiyle işlerken, İnsan Neyle Yaşar? ile gerçek hayatı yansıtan tabloların içinde yeni bir ahlak anlayışını ortaya koydu.


İnce Kapak:

Sayfa Sayısı: 112

Baskı Yılı: 2016


Ciltli:

Sayfa Sayısı: 112

Baskı Yılı: 2016


e-Kitap:

Sayfa Sayısı: 95

Baskı Yılı: 2012


Dili: Türkçe
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
İlk Baskı Yılı : 2012
Dil : Türkçe

8 Haziran 2020 Pazartesi

2035 Sonun Başlangıcı - Ali Demirsoy

Kitap temel olarak küresel ısınmanın nasıl olduğunu ve engel olmanın önemini anlatıyor. Verilen çok güzel örnekler var, gelişmiş ülkeler karbon salınımını en yüksek yapan ülkeler, yani küresel ısınmaya katkıları en yüksek fakat Kyoto anlaşmasını imzalamıyorlar. Kitabın adında geçen 2035 ise hesaplanan sonun başlangıcı, daha 2035 yılına kadar zaman var demek yanlış, belli bir noktadan sonra geri dönüş mümkün değil, birbirini tetikleyen eko sistemde eğer önlemler alınmazsa, yaşam 2100 yılına gelmeden bitecek. 
Kitap ilginç bilgiler içeriyor, severek okudum. 
Not:Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır.


Dünya tarihinde birçok felaket yaşandı.
Bu seferki felaket ne gökyüzünden ne de yerin içinden geliyor.
Bizzat insanın neden olduğu çevre kirlenmesi ve özellikle küresel ısınmadan geliyor.
1950 yıllarında denizlere dökülen zehirli kimyasal maddelerin miktarı 1 milyon tondan 650 milyon tona ulaştı.
Dünyadaki ısı düzenlemesini tuttuğu karbondioksitle sağlayan resiflerin %30’u bu kimyasal maddelerden öldü.
Dünyadaki sıcaklığı güvenli sınırlar içinde tutacak karbon dioksit partiküllerinin atmosferdeki miktarı 380 olması gerekirken, bu oran şimdilerde 410’lara tırmanmış durumda.
Atmosfer ısınıyor; kutuplardaki ve dağlardaki buzlar eriyor; 2 milyar adamın yaşadığı kıyılar tehdit altında.
2035 yılında Hindistan, Pakistan, Bangladeş’i besleyen nehirler, Ganj ve İndus Nehirlerinin kuruyacak.
En az 1,5 milyar insanın zorunlu göç edecek.
Bu kitap size çok zamanımızın kalmadığını, 2035 yılından sonra insanlık ve dünya tarihinde hiç görülmemiş yıkımların başlayacağını; 9 milyar insandan 7 milyarının topun ağzında olduğunu bilimsel rakam ve tespitlerle anlatmaya çalışıyor.
Güneş sistemimizde ve Evrende yerleşeceğimiz başka bir yer yok.
Hayal görmeyip; elbirliği ile 100 milyon canlının yuvasını kurtarmaya çalışalım.

(Tanıtım Bülteninden)

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Ebat : 13,5 x 23

İlk Baskı Yılı : 2019

Baskı Sayısı : 1. Basım


Son Av - JEAN-CHRISTOPHE GRANGE

Almanya'nın köklü ailelerinden Geyersberg ailesinin bir varisi öldürülüyor. Ailenin Nazi suçlularla ilişkisi var ve ipuçlarından Porsche'nin kuruluşuna göndermeler yapılıyor. Fransız polisi ve Alman polisi birlikte çalışıyor, sebebi tahmin edeceğiniz gibi sınır bölgesinde Fransa tarafında işlenen bir cinayet, ölen ise Alman vatandaşı olduğu için. Niemans yine bildiğimiz gibi, öfke kontrolü yapamıyor ve ortağı İvana ile birlikte depresyonda, aile kavramına karşı, sebepleri ise bence çok geçerli. Kitabın sonu beklenmedik şekilde değil bence tam beklendiği gibi bitiyor, sadece mantık yürütmek yeterli. Hikaye akıcı ama Grange stardartlarının altında.

Not:Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.dr.com.tr sayfasından alınmıştır.


Kara orman’da son av başladı… ardında hiçbir iz bırakmayan avcı kim?

Komiser Niémans, yardımcısı Ivana Bogdović’le Alsace bölgesinde işlenen vahşi bir cinayeti çözmeye gider. Kendi karanlık geçmişlerini de yanlarında götüren iki polis, Kara Orman’da saklanan bir sırrın peşine düşerler. Kızıl Nehirler’in başkahramanı Niémans’ın dönüşünü müjdeleyen Son Av, kökeni Nazi Almanyası’na kadar giden sürprizlerle dolu bir gerilim…

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Hamur Tipi : 2. Hamur

Sayfa Sayısı : 304

Ebat : 14 x 23

İlk Baskı Yılı : 2020

Baskı Sayısı : 1. Basım

Dil : Türkçe




Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm - Zülfü Livaneli

Stockholm'de buluşan her milleten siyasi mültecilerin hikayesi. Hepsi yeni bir hayat kurmak, herşeye sıfırdan başlamak için İsveç'e gelmiş ama geçmişleri onları bırakmıyor. Hiçbiri normal değil, ama ülkenin onlara sunduğu imkanlar kötü değil. Hepsinin geçmişi çok üzücü hikayelerle dolu. "Bir Kedi" yani Sirikit, hikayenin en güzel kısmı.
Çok akıcı, okuması rahat bir kitap ama başrol karakteri, yazardan daha iyi anlatıyor. Mutlaka okunması gereken bir kitap, Livaneli bence Türkiye'nin en iyi yazarı.

Not: Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.dr.com.tr sitesinden alınmıştır.


"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal
"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."
12 Mart rüzgârlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.
Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...
Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2016
e-Kitap:
Sayfa Sayısı: 186
Baskı Yılı: 2012
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap