12 Ağustos 2026 Çarşamba

Aşk...Aşklar - Marie Cardinal

 Roman, Güney Fransa’nın kırsal bir köşesinde, evinin önündeki eski çardağın altında oturan Bayan Lola'nın çardağın onarılması için beklerken geçmişini düşünmesiyle başlıyor, yaşadığı aşklar ve hayatının kesitlerini anlatıyor. Kitap bundan ibaret. En çok vurgulanan kısım ise Cezayir kökenli olan kahramanın bazı yönlerinin  yazar gibi olması.  Ne Cezayirli olabiliyor ne de Fransa'da doğmuş olmasına rağmen Fransız oluyor. Kısa ve dolu dolu bir kitap, 94 sayfada çok şey anlatılmış. 



Yapay zekalar tarafından derlenen kitap hakkında bilgilendirme yazısı.


Marie Cardinal: Aşk... Aşklar – Bilgilendirme Belgesi

Yönetici Özeti

Marie Cardinal’in 1998 yılında yayımlanan Aşk... Aşklar (Amours... Amours...) adlı eseri, yazın hayatının son dönemine ait, otobiyografik unsurlarla örülmüş derinlemesine bir psikolojik anlatıdır. Eser, aşkı romantik bir ideal olmaktan çıkarıp; kimlik arayışı, çocukluk travmaları, sömürge sonrası melankoli ve kadınlık deneyimi üzerinden çok katmanlı bir süreç olarak ele alır. Güney Fransa’da bir çardağın altında oturan yaşlı bir kadının içsel hesaplaşması üzerine kurulan roman, klasik olay örgüsünden ziyade bilinç akışı ve "oto-kurgu" (autofiction) tekniğiyle şekillenir. Cardinal, bu yapıtıyla aşkın tekil değil, yaşamın farklı evrelerinde deneyimlenen çoğul bir duygu ("aşklar") olduğunu savunurken, aynı zamanda sömürge dönemi Cezayir’inden sürgün edilmiş bir ruhun yas sürecini de betimler.

Romanın Tematik ve Yapısal Çerçevesi

1. Konu ve Mekânsal Kurgu

Roman, Güney Fransa’nın kırsalında (Provence/Midi) evinin önündeki eski bir çardağın altında oturan, 60'lı yaşlarının ortasındaki Bayan Lola’nın (Lola Lavoie) bir gününü kapsar. Lola, çardağı onarmaya gelecek olan ustayı beklerken, bu durağan bekleme eylemi zihinsel bir zaman yolculuğuna dönüşür.

  • Zaman ve Akış: Roman, tek bir güne sıkışmış dar bir zaman diliminde geçmesine rağmen, flashback (geriye dönüş) tekniğiyle anlatıcının tüm hayatını kapsayan geniş bir tarihsel coğrafyaya yayılır.
  • Mekânsal Simgeler: Çürümeye yüz tutmuş çardak, hafızanın kırılgan ve onarılmaya muhtaç yapısını temsil eden merkezi bir metafordur.

2. Anlatı Tekniği: Oto-Kurgu ve Bilinç Akışı

Eser, Virginia Woolf, Marguerite Duras ve Simone de Beauvoir çizgisini hatırlatan ancak daha kişisel ve terapötik bir tona sahip olan modernist bir anlatım sunar.

  • Bellek Kabarcıkları: Anılar doğrusal bir sırayla değil, zihinde patlayan "kabarcıklar" gibi çağrışımlar yoluyla yüzeye çıkar.
  • Oto-kurgu (Autofiction): Yazar Marie Cardinal ile ana karakter Lola arasında birebir örtüşen biyografik detaylar mevcuttur (Cezayir doğumu, felsefe öğretmenliği, baba kaybı). Cardinal, kendi hayatını edebiyat aracılığıyla yeniden anlamlandırmaktadır.

Merkezi İzlekler ve Analiz

Aşkın Çoğulluğu ve Yeniden Tanımı

Cardinal, aşkı tek bir romantik ilişki kalıbına sığdırmayı reddeder. Kitabın başlığındaki üç nokta ve çoğul takısı bu yaklaşımın tezidir:

  • Aşk Bir Arkeolojidir: Aşk; çocukluk travmaları, aile ilişkileri, cinsellik, özgürlük arzusu ve bireysel kimlikle doğrudan bağlantılıdır.
  • Çeşitli Formlar: Babaya duyulan hayranlık ve yas, anneye duyulan nefret-aşk karışımı duygu, vatana (Cezayir) duyulan sömürgeci tutku ve eş/sevgili ilişkileri bu "aşklar"ın parçasıdır.

Sömürge Sonrası Travma ve Cezayir

Lola bir pied-noir'dır (Cezayir doğumlu Fransız).

  • Yitik Vatan: Cezayir, anlatıda çocukluğun kayıp cennetini simgeler. 1962’de kucağında bebeğiyle Cezayir limanından ayrılışı, hem bireysel hem de toplumsal bir kopuşun noktasıdır.
  • Kimlik Karmaşası: Ne tam Cezayirli ne de tam Fransız hissedebilen bir karakterin, Akdeniz ışığı ve toprak kokusuna duyduğu melankolik özlem işlenir.

Aile Dinamikleri ve Psikanalitik Boyut

  • Baba Kaybı: Lola'nın 14 yaşındayken babasını kaybetmesi ve tabutu başındaki yabancılaşma hissi, tüm sonraki aşk ilişkilerinin temelini oluşturur.
  • Anne Çatışması: Anne figürü; baskıcı patriyarkal normların taşıyıcısı, soğuk ve geleneksel bir figür olarak nefretle anılır. Bu çatışma, Cardinal’in feminist duyarlılığının ve dişil kimlik inşasının ana eksenidir.

Edebi Değerlendirme: Güçlü ve Zayıf Yönler

Güçlü Yönler

Kategori

Açıklama

Psikolojik Derinlik

Karakterleri yargılamadan, davranışlarının altındaki korku, bastırılmış arzu ve yalnızlığı çözümleme ustalığı.

Gerçekçi Kadın Kimliği

Kadını yalnızca bir "sevgili" değil; anne, eş ve birey olmanın yarattığı çatışmaları yaşayan bağımsız bir özne olarak sunması.

Duygusal Dürüstlük

Toplumsal olarak "uygunsuz" görülen duyguları (cenaze töreninden duyulan utanç, anne nefreti vb.) saklamadan ifade etmesi.

Dil ve Üslup

Gereksiz süsten arınmış, zaman zaman klinik bir dürüstlükte, zaman zaman ise duyguların yoğunluğuyla şiirselleşen zarif Fransız edebiyatı üslubu.

Zayıf Yönler

  • Zayıf Olay Örgüsü: Dış dünyada neredeyse hiç aksiyon yaşanmaması, yüksek tempolu kurgu bekleyen okurlar için durağanlık yaratabilir.
  • Tekrar Eden Döngüler: Yazarın önceki eserlerindeki (örneğin Les Mots pour le dire) "çocukluk travması-anne nefreti-Cezayir kaybı" üçgenini yenilik katmadan tekrar etmesi, sadık okurlarda déjà-vu hissi uyandırabilir.
  • Merkezsiz Yapı: Bilinç akışı sırasında bazı anıların çok çabuk dağılması ve yan karakterlerin (eş, usta, sevgililer) silik kalması, anlatının bütünlüğünü zedeleyebilir.
  • Uzlaşmacı Final: Bazı eleştirmenlerce, bunca travmadan sonra gelen finaldeki dingin kabulleniş fazla didaktik ve "yaşlılık yorgunluğu" olarak nitelendirilmiştir.

Hedef Okur Kitlesi ve Sonuç

Kimler Sevebilir?

  • Psikolojik roman ve karakter odaklı anlatı sevenler.
  • Kadın edebiyatı, feminist perspektif ve varoluşsal sorgulamalara ilgi duyanlar.
  • İlişkilerin duygusal ve düşünsel katmanlarını keşfetmek isteyenler.

Kimler Sevmeyebilir?

  • Hızlı ilerleyen, olay örgüsü ve gizem unsuru ağır basan romanları tercih edenler.
  • Net bir başlangıç-gelişme-sonuç yapısı arayanlar.

Genel Değerlendirme Tablosu

Kriter

Puanlama

Psikolojik Derinlik

★★★★★

Karakter İnşası

★★★★★

Dil ve Üslup

★★★★☆

Kurgu ve Tempo

★★★☆☆

Genel Puan

4,5 / 5

Sonuç: Aşk... Aşklar, kolay tüketilen bir romantik kitap değildir. Marie Cardinal, aşkı bir "olay" değil, bir "süreç" ve "kimlik inşası" olarak tanımlar. Eser, bir kadının tek bir aşka sığmayıp, parçalanmış hatıralar ve çoğul duygularla nasıl ayakta kaldığının sessiz, cesur ve samimi bir itirafıdır.

9 Haziran 2026 Salı

Kızlarıma Mektuplar - Emre Kongar

         Emre Kongar’ın "Kızlarıma Mektuplar" adlı eseri, yazarın ikiz kızları Elif ve Ebru’ya hitaben yazdığı 22 mektuptan oluşan bir kitap. Mektuplar daha çok birey olmaları için eğitim veren makaleler şeklinde diyebiliriz. Kısa sürede , keyifle okunabilen  bir kitap. Çocuk sahibi olmadan önce başlayan ve devam kendilerini yetiştiren Anne ve Babanın yetiştirdiği çok başarılı ve şanslı çocuklar oldukları kesin. Vaktiniz varsa okunabilir.

Aşağıdaki görsel  ve açıklama www.remzi.com.tr sitesinden alınmıştır. 





 

Kızlarıma Mektuplar


Emre Kongar



Prof. Emre Kongar, bu kitabında, bireysel yaşam deneyimlerinden ve bilimsel bilgi birikiminden süzdüğü duygu ve düşüncelerini, kızlarına yazdığı mektuplar aracılığıyla bütün gençlere, anne-babalara ve öğretmenlere aktarıyor.



2 Haziran 2026 Salı

Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak - Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil

 Atatürk'ü anlamak özel günlerde anma ya da kutlama etkinlikleri yapmak değil, çağdaş ve bilimsel yaklaşımla sürekli gelişmek ve değişimlere açık olmaktır. Özetle; akp ile son 23 yıldır yapılan her şeyin tersini yapmaktır. Kitapta incelenen konular ve açıklamaları okuyunca , bugün nasıl seviyesiz kişiler tarafından idare edildiğimizi daha çok anlıyorsunuz. 


Aşağıdaki tanıtım bülteni ve görsel https://efilyayinevi.com/urun/ataturku-anlamak-ve-tamamlamak/ adresinden alınmıştır. 


Cavit Orhan Tütengil’in Atatürk’ü Anlamak ve Tamamlamak kitabı, Efil Yayınevi tarafından Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, Cumhuriyet Türkiye’sinin birikimine katkıda bulunmuş değerlerimizin fikirlerini yaşatmak amacıyla yeniden basılmıştır. Hiç kuşkusuz bu fikirler, hâlâ güncelliğini korumaktadır.

“…Atatürk’ü Anlamak, Atatürkçü düşünceyi canlı tutmanın ilk basamağı, Atatürk’ü Tamamlamak ise Atatürkçü eylemi geliştirmenin ilk koşuludur. Düşünce-eylem bütünlüğü içinde ele alınıp değerlendirilmedikçe, Atatürk’ün yüklendiği “mission”un ulusal ve evrensel tarih sahnesindeki yeri açıklıkla belirlenemez.

… Ulusal planda olduğu kadar evrensel planda da uyandırdığı saygı süregelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, 1934’ten bu yana da Atatürk adı, Türkiye Cumhuriyeti’yle iç içedir. “Türk Devrimi” adı verilen tarihsel olay, Atatürk’ün önderliğinde ulusça başarılan ve gerçekleştirilen bir “kurtuluşlar” dizisidir. Cumhuriyetin 52. yıldönümünde, onun kurucusu ve ilk Devlet Başkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz anı-sına sunulan bu yazı demetinin yapıcı düşüncelere ortam hazırlaması en içten dileğimdir.”


 

Bu Cennet Bu Cehennem - Zeynep Oral

Bu Cennet Bu Cehennem, gazeteci ve yazar Zeynep Oral'ın Türkiye'nin dört bir yanına yaptığı gezilerdeki izlenimlerini bir araya getirdiği bir gezi ve inceleme kitabıdır. Bazı hikayeler komik, bazıları üzücü, bazıları şaşırtıcı. 

Yazar , ülkenin doğal güzelliklerini, kültürel zenginliğini ve insanının samimiyetini bir "cennet" olarak tasvir ederken; aynı coğrafyada yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntıları, adaletsizlikleri ve acıları "cehennem" metaforuyla okura yansıtır.  Kitabın ismi buradan gelmiş  ve çok güzel olmuş.

Kısa sürede keyifle okunabilecek bir kitap.


Aşşağıdaki görsel ve açıklama https://www.cumhuriyetkitap.com.tr/ sitesinden alınmıştır.



 

Bu Cennet Bu Cehennem, gazeteci yazar Zeynep Oral’ın yurt gezileri sırasında derlediği izlenimlerinden oluşan bir kitap. Başka bir deyişle, bu kitap bir Türkiye şarkısı! Yalın, içten, yapmacıksız bir yurt ve insan sevgisinin kağıda dökülmüş hali. Doğu Karadeniz şehirlerinden Diyarbakır’a, Şanlıurfa’ya, Adıyaman’a, Hakkari’ye kadar uzanan çizgide, memleket kurtarıcılığına kalkışmıyor. O yalnızca, sorunlar ve dertler yumağı içinde çaresiz kalmış, bunca zorluk içinde bile düşünce derinliği, mizah gücünü, yaşama tutkusunu ve değerlerini yitirmemiş insanlarımızın varlığını saptırıyor. Ayrıca Zeynep Oral’ın yazdıkları gazeteciliğin ötesinde bir anlam taşıyor; daha önceki eserlerinde de görüldüğü gibi, izlenimlerini edebi bir tat içinde sunuyor okura.

Kim Bulduysa Onundur - Stephen King

 

Stephen King tarafından kaleme alınan "Kim Bulduysa Onundur" (Orijinal adıyla Finders Keepers), suç, gizem, polisiye ve gerilim türlerini edebi bir ustalıkla harmanlayan kapsamlı bir romandır. King'in geleneksel doğaüstü korku unsurlarından uzaklaşarak saf dedektiflik ve suç kurgusuna yöneldiği, edebiyat dünyasında geniş yankı uyandıran "Bill Hodges Üçlemesi"nin (Bill Hodges Trilogy) ikinci kitabıdır. İlk kitap olan Mr. Mercedes (Bay Mercedes) ile başlayan seri, bu romanla devam ediyor.

Roman, yapısal olarak yalnızca bir suçun çözülmesini anlatan klasik bir polisiye değil, yazar-okur ilişkisinin karanlık, saplantılı ve zaman zaman zehirli olabilen yönlerini merkezine alan bu eser, edebiyatın insan hayatı üzerindeki dönüştürücü, iyileştirici ve aynı zamanda yıkıcı gücünü derinlemesine anlatmaktadır. Bazı kısımları çok ağır ilerleyen bir kitap. Pete akıllı ve çok düşünceli bir çocuk ama karşısındaki Morris ise korkutucu , vahşi. İkisinin ortak özelliği aynı yazar. Konu güzel ve kurgu başarılı ama klasik bir King kitabı değil. 






Cebi Delik - Paul Auster

         Kitabı okumaya başlayınca bu kadar başarısız, bu kadar zamanını boşa geçiren, bu kadar ne yaptığını bilmez bir hayat yaşayan kişi nasıl ünlü bir yazar olmuş diye düşünmeden edemedim. O kadar saçma sapan işlerde çalışmış ki inanılmaz gerçekten. Kitabı okurken yaşadığı tuhaf yerler ve çalıştığı sıra dışı işler belki gelecekteki romanları için kurgu olarak fayda sağlamış olabilir. Kitap, Paul Auster'ın gençlik, yazarlığa başlama öncesi dönemlerini anlatıyor.




11 Mayıs 2026 Pazartesi

Bekle Beni - Zülfü Livaneli

 

       Bekle Beni, beklediğimden daha zayıf bir Livaneli kitabı, belki konu olarak çok içimi sıktığı için, belki çok karamsar bir tablo çizdiği için böyle gelmiş olabilir. Hikaye günümüzde geçmiyor ama  bugün daha kötü durumda insanlar hakkında iddianame bile olmadan hapiste tutulabiliyorlar. Adalet, ülkemizde kişilere göre değişiyor ama kitapta İsveç'te herkes için aynı olduğu anlatılıyor. Hukuk sistemindeki sorunlar kısa vadede çözümlenebilir değil, uzun vadede ise çok olumsuz iz bırakacak.