31 Aralık 2025 Çarşamba

Kusursuz Tuzak - Lisa Gardner

 Polisiye gerilim türünde bir roman, dili akıcı ve rahat okunuyor. Fakat konu çok detaylı incelenmiş, bazen kişiler ve olayların bağlantıları hakkında tereddütler yaşıyorsunuz, kitabın final bölümünde her şey netleşiyor. Yazarın başka kitaplarını da okuyabilirim, tarz olarak daha çok netflix için yazılmış bir senaryoya benziyor. 

Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.amazon.com.tr sitesinden alınmıştır. 



Kusursuz Tuzak Kağıt Kapak – 1 Ocak 2009


Newyork Times'ın en çok satan romanları arasında yer alan Saklambaç ve Tek Başma'nın yazarı Lisa Gardner bizleri bu kez bugüne değin sunduğu en karşı konulmaz ve en dehşet verici katilin zehirli ağına sürüklüyor.







İdealist Öğretmen - Grigory Petrov

 Petrov’un bu eserindeki temel tezi şudur: "Bir milletin yükselişi, o milletin öğretmenlerinin ruh kalitesine bağlıdır." Aslında eğitimin toplumun her kesimi için bir haktır, bu hakkı da idealist öğretmenlerle  verebilirsiniz. Bu öğretmenler büyük şehirlerde yaşamak yerine gerektiği durumlarda köy okullarında ders verebilmelidir. Böyle bir dünya mümkün mü ? Planlama ve doğru yapılanma ile imkansız değil ama çok zor olduğu kesin. 

Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.amazon.com.tr sitesinden alınmıştır.



Ülkemizde de klasikleşmiş, çok okunan ve sayısız öğretmene ilham veren Beyaz Zambaklar Ülkesinde'nin yazarı Grigory Petrov'un kaleminden yeni nesilleri eğitimle dönüştürmenin gücünü anlatan, unutulmaz bir kitap: İdealist Öğretmen.

Moskova Üniversitesi'nde saygın ve son derece başarılı bir matematik profesörü olan Raçinski, kariyerini bırakıp köyüne dönerek sıradan bir öğretmen olmaya karar verir. Aldığı bu önemli kararla halkın içindeki keşfedilmemiş cevherleri bulacak ve çocukları hak ettikleri aydın geleceğe kavuşturacaktır. Yeterince emek verilirse kendini eğitime adamış bir aydının neleri başarabileceğini anlatan bu kitap, umudun ve fedakarlığın meyvelerini toplayan bir öğretmenin hikayesi.
Duayen yazar Gülten Dayıoğlu'nun kendi yaşamına dokunduğu önsözüyle İdealist Öğretmen, ideallerinin peşinde koşan öğretmenler için bir başucu kitabı olacaktır.

"Her çocuk, benim için bir cevherdir. Ama kimileri paha biçilemeyen türden, yetenek armağanıyla dünyaya gelmiş oluyor. Bu tür çocuklar bilimde, teknikte, sanatta ülkemizi aydınlatarak yüceltecek, çok değerli birer ışık kaynağıdır."





30 Aralık 2025 Salı

Cumhuriyetin İlk Yılları II - İsmet İnönü

 Kitap birinci kitabın devamı ve Atatürk'ün hastalığının ağırlaştığı döneme kadar geçen süreci İsmet İnönü'nün notlarından , bakış açısından anlatıyor. Her ne kadar aralarında kırgınlık olmadığını bir kaç kez vurgulasa da aslında bir soğukluk olduğu ama bunun siyasi hayatta yaşanabileceği anlatılmış. Kitap Atatürk sonrası denge politikasına geçişi vurguluyor. Fikirler uyuşmasa da herkes Yeni Cumhuriyet için en iyisini istiyor.


 




İsmet İnönü'nün daha çok içişleri ile ilgili yayınladığı anılarından oluşan kısa bir kitap. Burada Dersim sorunu, kendisi. 1937 yılında bırakana kadar neler yapıldığı, özellikle demiryolu ile başlayan yatırımlardan sonra şehrin çok gelişmesi ve en çok ilkokula sahip şehir olması gibi bilgiler veriliyor. Demiryolları konusundaki çalışmalar, yabancıların eski Demiryollarını satın alıp almayacağımızı sorması, evet deyince yardımcı olmak istememeleri, ama en sonunda bizim mühendislerin oldukça iyi iş çıkararak demiryolu işini halletmeleri, özellikle Erzincan yolunun bir mühendislik harikası olduğundan bahsetmeleri anlatılıyor. Ruslarla olan ilişkiler Karabük Demir Çelik fabrikası için yapılan araştırma, deniz kenarına yakın olmasını istemeleri ama ordunun karşı çıkması, bazı makinaları vermek istememesi ve daha önceki istikrazdan vazgeçme istekleri, İnönü'nün bunu Onur meselesi haline getirip bizim tarafı da ikna edip bu işi halletmesi, 1937 yılında Atatürk ile olan tartışmaları, başbakanlıktan ayrılması, Stadyum çıkışında alkışlanması, bu konu yüzünden mecliste açıklama yapmak zorunda kalması, el yazısı ile Atatürk öldükten sonra yaptıkları anlatılıyor. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Duvar - Jean-Paul Sartre

 Kitap birbirinden karamsar beş hikayeden oluşuyor. Hikayeler kısaca şöyle:

Duvar : Kitaba adını veren hikaye absürt , tuhaf , acımasız, düşündürücü bir hikaye, adalet , hukuk ne kadar önemli ama önemsizmiş gibi yaşayan insanlar anlatılıyor.

Oda : Şok bir sonla biten hikaye. Eve, kocanın tımarhaneye kapatılmasına karşı çıkıyor ve normal dünyanın sahteliğinden kaçmaya çalışıyor.

Herostratos : Paul Hilbert adlı karakter, tam bir manyak, ruh hastası , insanlardan iğreniyor ve ateş ederek insanları öldürmek ve sonra da intihar etmek istiyor.

Özel Yaşam : Lulu, iktidarsız kocasını terk eder  ama finansal olarak beklentilerini karşılamayan bir yaşam yerine kocasına geri dönmeyi tercih eder.

Bir Yöneticinin Çocuğu : Lucien adındaki bir çocuğun ergenliğe ve oradan yetişkinliğe geçiş sürecini anlatıyor, aslında eşcinsel olmasına rağmen normal ilişkiler de kuruyor. 

Özellikle son hikayeyi okumak çok zor, hikayelerde anlatılan hep sorgulayıcı bir akış var.

Aşağıdaki fotoğraf ve tanıtım bülteni www.amazon.com.tr sitesinden alınmıştır.


Varoluşçuluk 'un babası sayılan Jena-Paul Sartre (1905-1980) Aydınlanma Çağı'nda bu yana çağının tanığı ve bilinci (vicdanı) olabilmiş, edebiyata, felsefeye ve politikaya ilişkin görüşleriyle çağını etkilemiş, tartışmalara yol açmış ender bir yazar. 'Duvar'da yazarın beş öyküsü de yer alıyor. Kitaba adını veren 'Duvar' adlı öyküde, Frankocular tarafından ölüme mahkum edilen bir cumhuriyetçinin direncinin yitirip bir arkadaşını ele verişi; 'Oda' da kocasının deliliğini paylaşmaya çalışan Eve'nin çabaları; çağçıl 'Erostrates'te kalabalığın üzerine ateş ettikten sonra teslim olan Paul Hilbert'in gerçeküstücü eylemi; 'gizlilik'te iktidarsız kocasını daha erkeksi biri için terkeden 'soğuk' bir kadının öyküsü ele alınıyor. Son öykü 'Bir Yöneticinin Çocukluğu'nda ise bir sanayi yöneticisi olmaya hazırlanan Lucien'in cinsel gelişimine koşut olarak düşünsel bunalımları işleniyor.






 

Yavaşlık - Milan Kundera

 Her gün her konuda acele ediyoruz, zaman tükenip gidiyor, geri gelmiyor, çağdaş yaşam bizi pek çok aktiviteyi sınırlı sürede yapmaya itiyor. Hızlı yemek yiyoruz tadına varamıyoruz. Her gün trafikle mücadele ediyoruz, 5 dakika kazanacağımız yollar deniyoruz amaç planları hızlıca gerçekleştirmek. İşte Milan Kundera bu süreci anlatıyor hızlı yaşarsak çabuk unutuyoruz, bir şeyi unutmak istersek hızlı yaşıyoruz. Yavaşlık kitabı  bellek, hız ile unutuş arasında gizli bir ilişkiyi anlatıyor. Kitap kısa ama okuması zor, 18. yüzyılın haz odaklı yavaşlığı ve 20 yüzyılın mekanik ve telaşlı hızı  arasında geçiyor. Okumak size çok bir şey kazandırmaz sadece her güzel şeyi çok kısa sürede tüketiyoruz ve yeterince keyif alamıyoruz diye yorum yaparsınız.


Aşağıdaki fotoğraf ve tanıtım bülteni www.amazon.com.tr sitesinden alınmıştır.



Yavaşlık'ın kıssasından çıkan hisse şu: "Yavaşlığın düzeyi anının yoğunluğuyla doğru orantılıdır; hızın düzeyi unutmanın yoğunluğuyla doğru orantılıdır." Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır. Bir şey anımsamak isteyen kimse yürüyüşünü yavaşlatır. Buna karşılık, az önce yaşadığı kötü bir olayı unutmaya çalışan insan elinde olmadan yürüyüşünü hızlandırır.

"Kundera, gerçek `libertin'liğin gücünü görüntünün zorba güçsüzlüğünün karşısına, Epikuros'un hazlarını otomobilin karşısına çıkartıyor."

(Jean-Pierre Tison, LIRE)

"Varoluşun dayanılabilir hafifliğinin savunusu. Diderot ile Gogol yüzümüze ayna tutuyorlar: Sanıldığı kadar çirkin değiliz..."

(Alain Bosquet, MAGAZINE LITTERAIRE)

"Yavaşlık, ciddi bir roman değil, bir şaka: Gevezeliğin can sıkıcı ciddiliğinde yitmekte olan hazzın gizini, haz aracılığıyla ve haz için yeniden bulmaya çalışan bir kitap. Don Kişot da bir şakaydı."

(Pierre Lepape, LE MONDE)

"Milan Kundera, Roman Sanatı'ndan bu yana, kurmaca (fiction) ile denemeyi, deneyim ile imgelemi birleştiren bir roman biçimini ileri sürüyor. Ona göre roman sanatı bütün olanaklarını tüketmiş değil, keşfedilmeyi bekleyen daha bir yığın yol var."

(Antoine de Gaudemar, LIBERATION)



27 Aralık 2025 Cumartesi

Kristal Denizaltı - Ahmet Altan

Ahmet Altan'un tutkulu aşklar ve insan duygularının karmaşıklığı hakkında yazdığı makalelerden oluşan bir kitap. Bazı yazıları gerçekten çok şiirsel ve saçma sapan ama yine de okudum. Boş vaktiniz varsa şöyle bir bakılabilir , kayda değer bir şey yok. 

Aşağıdaki tanıtım bülteni ve fotoğraf www.amazon.com.tr sitesinden alınmıştır. 



Bazen en büyük öfkeyi en çok sevdiklerimize duyarız.
Bazen en yakınlarımız en çok acıtır canımızı.
Bazen en tutkulu aşkla bağlı olduğumuzdan en vahşi intikamı almak isteriz.
Bazen kendi duygularımızdan bile kuşkuya düşeriz.
Bazen sevdiğimiz kuşkulandırır bizi.
Sevgiyi, aşkı, mutluluğu saf ve lekesiz bir biçimde ele geçirmeyi başaramayız.
Hayat, bütün izlerin birbirine karıştığı ürkütücü bir ormana benzer bazen.
Böyle zamanlarda bir ses, bir işaret, bir yardım ararız yaşadıklarımızı ve
bize yaşatılanları anlayabilmek için.
Bizim yaşadıklarımızı başka yaşayanlarda var mı merak ederiz.

Bu kitap, insan duygularının karmaşıklaşıp belirsizleştiği ilişkileri, o ilişkilerin içinde her an biçim değiş-n duyguları,içimizi yaralayan kıskançlığı, kendi mutluluğumuza kendi seçimlerimizle engel olduğumuz anları, kararsız kalmanın korkunç bir karar olarak hayatımıza yansımasını, şehvetin ruhumuzu zaptettiği o karanlık çağıltıyı, kimi zaman ele geçirdiğimiz mutluluğun ışıltısını, o mutluluğu kaybetmemize yol açan hatalarımızın geçmişimize uzanan köklerini anlatıyor bize.